Emekçinin kurtuluşu için 38 madde

Mehmet Akkaya
Haziran 26, 2021

İşçi, işsiz, memur, emekli, EYT’li, sağlık çalışanı, öğretmen…

Hepsi işgücünü başkasına satıyor, hepsi başkasının yanında çalışarak geçimini sağlamaya çalışıyor, hepsi işçi sınıfının parçaları…

İşsiz kaldıkları süreyi bir miktar ücret karşılığı işgücünü satacağı bir iş aramakla geçiren işsizler, işsiz kaldıkları sürede üretim sürecinin dışına sürüklenmiş olsalar da, başka bir sınıfa atlama şansları da olmadığı için, potansiyel olarak işçi sınıfının parçasıdırlar.

Emeklilik sonrası atıl emek havuzuna sürüklenen işçi ve memur emeklileri, işgücünü satarak ömürlerini tükettikleri, işçiliğin doğal bir aşaması olarak emekliliği yaşadıkları için, onlar da fiilen işçi sınıfının parçasıdırlar.

Kendi işletmesinde kendi hesabına çalışan, kiminin az sayıda işçi de çalıştırdığı esnaf ve zanaatkârlar, emeklilik aşamasına kadar küçük burjuvazinin parçası olmalarına karşın, emeklilik sonrası işçi emeklileri ile benzer koşullara sürüklendikleri, emekli maaşlarını devlete ödedikleri prim karşılığında alıyor olmaları yüzünden, emekliliğin başlaması ile onlar da işçi sınıfının mensupları arasında sayılırlar.

YENİ DÖNEM

İşsiz sayısının 10 milyona yaklaştığı zamanlar.

İşsizlerin iş bulma şanslarının giderek azaldığı, umutları kırıldığı için iş aramaktan vazgeçenlerin sayısının tırmandığı zamanlar. Son bir yılda 1 milyona yakın kişinin, İŞKUR’un artık kendisine iş bulamayacağını düşündüğü için kaydını yenilemediği zamanlar.

Sigortasız çalıştırılanların, ya da sigortasız çalışmaya razı olanların sayısının 8 milyonu aştığı zamanlar.

EYT sorununun kangrene dönüştüğü, emeklilerin muhannete muhtaç edildiği günler.

İşverenlerin sendikalaşmaya karşı daha da sertleştikleri, kölece çalışma düzenini daha da yaymaya çalıştıkları günler.

Öte yandan geçmişten farklı olarak, ülkenin bağımsızlığının, devletin ekonomideki rolünün ve kamun özgül ağırlığının, işçi sınıfının sorunlarıyla iç içe geçtiği zamanlardayız.

Sadece işçi sınıfının sorunlarına işaret etmenin maharet olmadığı, ülkenin temel sorunlarına eklenmiş sağlıklı programlara ihtiyaç olduğu zamanlar.

Hal böyle olunca da, işçi sınıfı önderlerinin önünde iki önemli görev durmaktadır. Ülkeyi düze çıkaracak, sınıfsız, sömürüsüz, bayındır bir düzleme ulaştıracak programı üretmek ve bu ideal için toplumun bütün sınıf ve tabakalarını etrafında toplayabilme özelliğini açığa çıkarmak.

Bu tarihi dönemeçte ortaya çıkan Milli Demokratik Devrim Hareketi, önce 23 Nisan 2021 tarihinde “Kuruluş Bildirgesi”ni, 15 Haziran 2021’de, büyük işçi hareketinin yıl dönümünde de, “Milletimize ve İşçi Sınıfımıza Bildirge” başlıklı tarihi önemde programlarını açıkladı. Son belgenin 38 maddelik önerileri se, milletimizin ve işçi önderlerimizin dikkate almasını gerektirecek değerdeydi.

İşte o maddeler;

38 MADDE

“1-) Planlanan bütün özelleştirmeler derhal durdurulmalı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kapatılmalıdır.

2-) Kaynakları verimli kullanmak, acil olmayan harcamaları durdurmak, kamudan başlayarak lüks tüketimden sıyrılmak gerekmektedir. Kaynaklar Kanal İstanbul gibi hovardaca niyetlerle çarçur edilmemelidir.

3-) Krizden çıkış için planlı ekonomiye dönülmesi, kamunun yeniden yatırıma ve üretime önderlik etmesi, ekonominin başına geçmesi gerekmektedir. Yatırım ve üretim için elzem olanlardan başlanarak, elden çıkarılan işletmeler ve sektörler sırasıyla ve tereddütsüz olarak yeniden kamuya kazandırılmalıdır.

4-) Kamuda, belediyelerde ve İl Özel İdarelerinde, kurumun kendi olanaklarıyla iş yapabilme kapasitesi güçlendirilmeli, kendisinin yapabileceği işlerin alt işverene verilmesi yasaklanmalıdır.

5-) Kamuda, Belediyelerde ve İl Özel idarelerinde, kurum şirketlerinde veya alt işverenlerde çalışan taşeron işçileri, ayrımsız ve şartsız olarak, yaptığı işin emsalindeki kadrolunun hakları ile kadroya geçirilmelidir.

6-) Taşeronluk uygulamasına son verilmeli, hizmet alımına ancak zorunluluk hallerinde ya da kamuda bulunmayan uzmanlık ihtiyaçlarında izin verilmelidir.

7-) Kamuda uygulanacak zorunlu ihalelerde çalıştırılan taşeron işçilerine, işkolundaki ya da işyerindeki toplu sözleşme hükümleri uygulanmalıdır.

😎 Kiralık işçilik yasaklanmalı, Özel İstihdam Büroları kapatılmalı, İŞKUR’un işçi simsarı uygulamalarına son verilmelidir.

9-) 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4/B kapsamındaki sözleşmeli personel uygulamalarına son verilmeli, bu statüdekiler memur kadrosuna geçirilmelidir.

10-) Zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmalı, etkin denetimle çocuk işçi çalıştırma önlenmelidir.

11-) 4857 Sayılı yasadaki sınırlamalar kaldırılarak belirli süreli sözleşme biçiminin sınırsızca uygulanması heveslerinden ve bu yöndeki girişimlerden vazgeçilmelidir.

12-) Çağrı üzerine çalışma biçimi kaldırılmalı, kısmi süreli iş sözleşmeleri sınırlandırılmalıdır.

13-) İyi halli çalışan işçiye işverenlerin ödülü sanılan kıdem tazminatı, gerçekte işçinin ödenmeyen ve işverence el konulan ücretidir. Bu nedenle, hangi sebeple olursa olsun, iş sözleşmesinin son bulması halinde işçiye kıdem tazminatının verilmesi sağlanmalıdır.

14-) İki aya uzatılan, sözleşmelerle 4 aya kadar çıkarılmasına olanak tanınan “deneme süresi”, yeniden bir ay ile sınırlandırılmalıdır.

15-) Peş peşe 2 ay boyunca her iş günü 11 saat çalıştırmaya rağmen bir kuruş dahi fazla mesai ücreti verilmeyen “denkleştirme” denilen çalışma biçimi kaldırılmalı, çalışma süresi yeniden günlere eşit olarak bölünmelidir.

16-) Emeklilerin, emeklilik öncesinde üyesi oldukları sendikada üyeliklerinin devamı, toplu sözleşmenin sosyal haklarından yararlanmaya devam edebilmeleri veya emeklilerin bir sendikaya üye olabilmelerine olanak sağlanmalıdır.

17-) Emeklilere verilen bayram ikramiyeleri banka emeklilerine de verilmelidir.

18-) Yasa yoluyla gasp edilen emeklilik süreleri, günümüzdeki ortalama ömür ve ekonominin koşulları dikkate alınarak yeniden düzeltilmeli, EYT faciasına ve yaratılan mağduriyete son verilmeli.

19-) İnsan sağlığı para kazanma aracı olamaz. Kamu hastanelerinin kapatılması durdurulmalı, kaynakların özel hastanelere akıtılmasına son verilmeli.

20-) Özel sağlık sistemi terk edilmeli, şirketlerin ve vakıfların elindeki sağlık birimleri kamuya aktarılmalı.

21-) Genel Sağlık Sigortası uygulamasına son verilmeli, herkese parasız sağlık hizmeti sağlanmalıdır.

22-) Şehir hastanelerinin yapımına son verilmeli, kapatılan kamu hastaneleri yeniden hizmete sokulmalıdır.

23-) Yurttaşlardan randevu, muayene, tedavi ve ilaç için katkı payı alınmasına son verilmelidir.

24-) Sosyal Güvenlik Kurumumuzun ilaç fabrikasının kapatılmış olması, insan sağlığının vurguncuların ve yabancı ilaç tekellerinin insafına bırakılması olmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumumuz bünyesinde ulusal ilaç fabrikası yeniden açılmalı ve genişletilmelidir.

25-) Kamusal görevlerde toplum yararı, verimlilik ve mutluluk esas olmalıdır. İnsanları birbiriyle yarıştıran “performans sistemine” son verilmeli, kolektif emek ve kolektif verimlilik bütün kamu kurumlarında hayata geçirilmelidir.

26-) Pandemi sürecinde askıya alınan sağlıkta performans uygulamasına kalıcı olarak son verilmelidir.

27-) Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan “ek ödeme”, sağlık çalışanlarının sadece bir kısmı içindir. Oysa bunu bütün sağlık çalışanları hak etmektedir. Personel ayrımı yapılmadan “ek ödeme” herkese yapılmalıdır.

28-) Hastanelerde 696 Sayılı Kararname kapsamında çalışanlar, diğer sağlık personeli gibi cansiperane çalışıyor olmalarına rağmen, “en alttalar” muamelesi görmekte, büyük haksızlıklarla karşılaşmaktalar. Sağlık sektöründeki bu hoyratlığa son verilmeli, herkese insanca ve emeğine göre davranılmalıdır.

29-) Eğitim ve öğretim milli bir görevdir, silahlı kuvvetler kadar önemlidir, özel amaçlara ve özel çıkara terk edilemez. Bütün okulların Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesi şarttır, hızlı bir programla uygulanmalıdır.

30-) Öğretmenler arasında hukuka, Türk Milleti’ne ve insanlığa yakışmayacak çifte muamele söz konusudur. “Ücretli öğretmenlik”, “sözleşmeli öğretmenlik” uygulamasına son verilmeli, bütün öğretmenler kadroya geçirilmelidir.

31-) İşçiyi suçlayan işverene, suçlamasını ispat şartı getirilmelidir. İşçinin suçlanması halinde bakanlık hızla yerinde soruşturma yapmalı, haksız yere yüz kızartıcı suçlama yapılması, işçiye ödenecek caydırıcı miktarlardaki tazminatla önlenmelidir.

32-) İşverenin ücretli çalışanı durumundaki işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının görevlerini layığı ile yapmaları mümkün olamıyor. İşverenlerden sağlanacak primlerle bir fon kurulması, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının ücretlerini işverenden değil, bu fondan alması sağlanmalıdır.

33-) Ücretsiz izin yasadışıdır. İmzalamak zorunda kalan işçi işten atılma korkusu ile imzalamaktadır. Bakanlık, işverenleri uyarmalı, işçilerin mağduriyeti engellenmelidir.

34-) İşsizlik ödeneğine hak kazanma koşulları işçiler lehine yeniden düzenlenmeli, işsizlik ödeneği miktarı artırılmalı ve işsizlik ödeneğinin ödenme süresi uzatılmalıdır.

35-) İşsizlikle mücadele öncelikli hedef olmalı, üretim ve yatırım seferberliği gerçekleştirilmelidir.

36-) Suriye ile ilişkiler bir an önce düzeltilerek, misafir konumundaki Suriyelilerin ülkelerine dönmesi sağlanmalıdır. Böylece kayıt dışı yabancı işçilik yükü de epeyce hafiflemiş olacaktır.

37-) Kamudaki işçilerle ilgili toplu sözleşme, kamuya devredilen taşeron işçilerinin 3 yıldır yaşadıkları mağduriyeti giderecek düzeyde olmalıdır.

38-) Kamudaki memur ve işçilerle ilgili toplu sözleşmede, güvenilir tüketici endeksleri temelinde gerçek gelirleri dikkate alan bir ücret artışı sağlanmalıdır. 

***

Yakın zamanda yola çıkan ve çığ gibi büyüyen Milli Demokratik Devrim Hareketi olarak, işçi sınıfımızı ve milletimizi saygıyla selamlıyoruz.”

MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİM HAREKETİ

İşçi-Sendika Bürosu