Şehir hastaneleri ve SGK’nın kapısındaki bela

Mehmet Akkaya
Mayıs 28, 2021

Devlet hastanelerinin kapısına peş peşe kilit vurulduğu dikkatinizi çekmiştir.

Devletin hastaneleri kapatılırken mantar gibi dikilen Şehir Hastaneleri de dikkatinizden kaçmamıştır.

Devlet hastaneleri kenti olarak bilinen Ankara’nın merkezinde neredeyse kamu hastanesi kalmadı. Hastalar, Şehir Hastanesine gitmeye mecbur ediliyor artık.

Bugünlerde bir devlet hastanesinin daha kapatılacağı konuşuluyor. Türkiye’nin ilk çocuk hastanesi, halkın kısaca “Şişli Eftal” dediği, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi…

Adına dikkat ettiniz mi?

 “Hamidiye”…

AK Parti  “Hamidiye” hastanesini kapatıyor, ilginç.

II. Abdulhamid, 8 aylık kızı Hatice Sultan’ı difteriden kaybedince, 1899’da bu hastaneyi yaptırmış. Zamanın ilk çocuk hastanesi… Adına ‘Hamidiye Etfal Hastanesi’ denmiş o zaman. Daha sonra ‘Osmanlı Etfal Hastanesi’ olarak değiştirilmiş. 1922’de ise adı, ‘Şişli Etfal Hastanesi’ olmuş.

AK Parti de 2013’de, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin adını “Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi” olarak değiştiriyor.

Şimdi de kapısına kilit vurmaya hazırlanıyor. Garip!

ŞEHİR HASTANELERİ DEPREMİ

Gerekçe için “depreme dayanıklılık” demişler. Ama kapatılmasına karşı çıkanlar inandırıcı bulmuyor. “Güçlendirmeyi niye düşünmüyor da kapatıyorsunuz” diye soruyorlar.

Bu deprem gerçekte, “Şehir Hastaneleri depremi” olmasın? Öyle diyenler az değil yani.

Haksız da değiller, düşünelim;

-Devlet hastanelerini kapatıyorsunuz. Hem de 80-100 yıllık hastaneleri bile.

-Yabancı ortaklı bir garip hastane açıyorsunuz bunların yerine.

-Öyle ki yeni hastanelerin olduğu bazı büyük illerde kamu hastanesi tamamen kurutuldu.

Epeyce düşündürücü…

Millet Şişli Eftal için de “Şehir hastanesi depremi” demesin de ne desin?

Durum şu ki, sağlık sistemimizde sessiz sedasız önemli değişiklikler yapılmaktadır.

Hem de millet Covid 19 virüsünde kıvranırken, herkes can derdindeyken…

Öyle anlaşılıyor ki, sadece sağlık sistemimiz için değil, yurttaşlar için de ciddi bir sorun başlamaktadır.

Ve öyle anlaşılıyor ki, devletin sosyal güvenlik sistemi olan SGK’nın da, devlet maliyesinin de, giderek büyüyen bir sorunu olacak.

SGK’NIN KAPISINDAKİ BELA

2005 yılında SGK eczanelerinin kapatılması ve SGK’lıların giderek artan özel hastane masraflarının eklenmesiyle SGK’nın büyüyen hazin durumu herkesin malumudur.

SGK artık, bırakalım bütçe denkleştirmeyi, her yıl giderek büyüyen bütçe açığı yaşamaktadır.

SGK artık, çok daha fazla devlet desteğine muhtaç hale gelmiştir.

Alacaklısı olduğu kurumlar ve büyük şirketler ise, SGK’ya borçlarını ödemiyorlar.

Sadece 1980 yılından bu yana, SGK’ya prim borcu olanlar 19 kez affedilmiş,  SGK’ya büyük parasal kayıplar yaşatılmış.

Mezarda emeklilik ve emekli maaşlarının düşürülmesi programının devamı olarak AK Parti de, 2003 yılı “Ulusal Program”ında Avrupa Birliği’ne verdiği çok sayıda sözün arasında, “…sosyal güvenlik sistemine bütçeden yapılan transferler azaltılacaktır” sözünü de vermişti.

Ancak iktidarını sürdürmek isteyen bir hükümet için bu sözü yerine getirmek zor.

Söz verilen yer AB emperyalizmi de olsa, SGK’nın büyüyen açığı telafi edilmez ise, bu iktidarının sonunu da getirebilir.

Sonuç;

İşveren desteği önemli… O yüzden alacakların affına devam.

SGK demek 12,5 milyon emekli, dul ve yetim demek, 25 milyon oy demek.

SGK demek, milletin yüzde yetmişi olan işçi demek, esnaf demek. Etti mi milletin yüzde doksanı.

O zaman, işveren desteği için SGK alacaklarının affı tamam da, hükümette kalınacaksa SGK’nın da ayakta durması lazım.

İşveren desteği için alacak tahsili yapmamanın bedelini bütçeden ödemeli.

Ama yetmez. SGK özel hastaneleri de besliyor.

İlaç şirketlerini de besliyor.

O halde üçe beşe bakmadan, hem batık büyüyecek, hem de yamayı büyütülecek.

Sonuç olarak, SGK’nın geldiği yer serumla yaşadığı gerçeğidir.

Sebep ise, piyasa ekonomisi, özelleştirmecilik ve kamucu sağlık anlayışından uzaklaşılması…

SGK’NIN BÜYÜYEN BÜTÇE AÇIĞI

Gelelim SGK’nın zikzaklarla seyreden, ama büyüyen bütçe açıklarına;

2005 yılı SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı’nın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adı altında birleştirildikleri ve SSK’nın eczanelerinin kapatıldığı yıldır.

O tarihten sonra SGK’lılar ilaçlarını piyasadan alarak SGK’ya ödetmeye başladılar.

Üç kurumun bütçesi, alacaklıları ve ödemeleri de birleştirildi o tarihten sonra.

2005 yılında SGK’nın giderleri 59 milyar 941 milyon TL, gelirleri ise 41 milyar 249 milyon TL oldu. Açık 18 milyar 692 milyon TL olmuştu.

2006’da giderler 71 milyar 867 milyon TL’ye çıktı. Gelir ise 53 milyar 831 milyon TL’de kaldı. Açık 18 milyar 036 milyon TL oldu.

-2007’de SGK’nın giderleri 81 milyar 915 milyon TL’ye çıktı. Gelir ise 56 milyar 875 milyon TL idi. 25 milyar 041 milyon TL açık oldu.

-2008’de giderler 93 milyar 159 milyon TL, gelirler ise 67 milyar 257 milyon TL oldu. Açık, 25 milyar 902 milyon TL.

-2009 yılında SGK’nın giderleri 106 milyar 775 milyon TL, gelirler ise 78 milyar 073 milyon TL oldu. Açık 28 milyar 703 milyon TL idi.

-2010’da giderler 121 milyar 997 milyon TL, gelirler 95 milyar 273 milyon TL oldu. Açık 26 milyar 724 milyon TL idi.

-2011’de SGK’nın giderleri 140 milyar 715 milyon TL idi. Buna karşın gelir 124 milyar 480 milyon TL’de kaldı. O yıl 16 milyar 235 milyon TL açık verildi.

Sonraki yıllardaki açık miktarları ise şu şekilde gerçekleşti;

-2012: 17.3 milyar TL

-2013: 19.7 milyar TL

-2014: 20.1 milyar TL

-2015: 11.4 milyar TL

-2016: 20.6 milyar TL

-2017: 24.2 milyar TL

-2018: 15.7 milyar TL

-2019: 41.5 milyar TL

-2020 yılı Eylül ayı verileri SGK’nın 8 ayda 58 milyar TL açık verdiği yolunda. Yılsonu rakamlarının 60 milyar TL’nin üzerine çıkacağı çok açık.

SGK’YA BÜTÇE’DEN TRANSFERLER

SGK, sadece 12 milyon dolayındaki emekli, dul ve yetimin ücretlerini ödemekle mükellef değildi artık.

SGK artık, giderek artan özel hastaneleri besleme merkezi haline de getirilmişti.

SGK artık, SSK eczanelerinin kapatılması ile özel ilaç şirketlerini besleme merkezine de dönüşmüştü.

Doğal olarak buna ne bütçe dayanır, ne tahsilat…

Gerçi hem SGK’nın tahsilat yapmasının önü açılmıyordu, hem de alacaklar sık sık affediliyordu. Örneğin 2013 yılında SGK’nın 19.7 milyar tutarındaki açığına rağmen, aynı yıl piyasadaki alacağı 33 milyar TL idi. Alacakları toplamasına yardımcı olunsa, açık sıfırlanacak, artıya bile geçecekti.

Bugüne kadar af sayısı 19. Varın, düşünün.

Aktardığımız sistemin özeti şu ki, devlet, SGK üzerinden özel hastanelere ve özel ilaç şirketlerine para aktarıyordu.

Sonuçta SGK her yıl biraz daha batıyor, her yıl daha fazla devlet desteğine mecbur hale geliyordu.

Yukarında 2005 sonrası SGK’nın bütçe açıklarını gördük. Gelin şimdi de 2008 yılından sonra devlet bütçesinden SGK’ya ne kadar para aktarıldığını görelim;

2008 yılı: 35 milyar 016 milyon 403 TL

2009 yılı: 52 milyar 599 milyon 691 TL

2010 yılı: 55 milyar 244 milyon 258 TL

2011 yılı: 52 milyar 772 milyon 218 TL

2012 yılı: 58 milyar 728 milyon 293 TL

2013 yılı: 71 milyar 263 milyon 763 TL

2014 yılı: 77 milyar 335 milyon 890 TL

2015 yılı: 79 milyar 038 milyon 817 TL

2016 yılı: 108 milyar 073 milyon 487 TL

2017 yılı: 128 milyar 182 milyon 906 TL

2018 yılı: 150 milyar 530 milyon 375 TL

2019 yılı: 196 milyar 797 milyon 506 TL

2020 yılı: 248 milyar 846 milyon 194 TL

KAPIDAKİ BÜYÜK BELA

Sağlık Bakanlığı kapatılan kamu hastanelerine ve açılan özel ve şehir hastanelerine dair verileri güncelledi ise, Bakanlığa bağlı 707 kamu hastanesi ve 177 Halk Sağlığı Merkezi bulunmakta.

Buna karşın özel hastane sayısı tam 560.

Bu demektir ki, devlet kendi hastane sayısına yakın sayıda özel hastane açılmasına izin vermiş, ayrıca yasa ile parasal destek vermiş, bu da yetmemiş, SGK’lı hastaları oralara göndererek astronomik düzeydeki takviyede bulunmuş, özel hastanelere bu yolla da ayrıca para transferi yapmış.

Turpun büyüğü ise, son yıllarda türeyen Şehir Hastaneleri…

Adı bile soğuk!

Yabancı ortaklı bu ticarethaneler mantar gibi çoğaldı. Şimdiden 13’e ulaştı.  Bu yıl açılması planlanan 5 hastane daha var. 2021 bitmeden sayıları 18’e çıkıyor.

Öte yandan bunlara pazar alanı açabilmek için alenen devlet hastanelerinin kapısına kilit vuruluyor.

Öyle görünüyor ki bu yeni bela, bugüne kadarkilere rahmet okutacak. “Turpun büyüğü” demem o yüzden. Sadece parasız sağlık sistemimizin uğrayacağı zarar bakımından değil. SGK’nın bütçe açıkları füze hızında büyüyecek, SGK’ya devlet bütçesinden yapılan para desteği baş döndürücü hızla artacak.

Görünen köy bu!

Yine de uzmanların ve meslek örgütlerinin bu turpu enine boyuna incelemesi gerek.

Tez elden tabi… İş işten geçmeden, memleketi tamamen işgal etmeden, kamu hastanelerinin kökü kurumadan, parasız sağlık sistemimiz daha fazla örselenmeden…

28 Mayıs 2021