Tekgıda-İş’in “Sendikacılık Akademisi” Üzerine

Mehmet Akkaya
Mart 30, 2021

Çeşitli köşe yazılarımda Türk-İş’e, diğer sendika konfederasyonlarına önerdiğimi hatırlıyorum.

Büyük dönemeçlerde o sorunları yaşayan sendikalara önerdiğimi de hatırlıyorum.

Sadece ben yazmadım, ben önermedim sadece. Çok sayıda işçi-sendika uzmanı da yazdı, çağrılarda bulundular yıllar yılı, biliyorum.

İhtiyaçtı.

İşçi sınıfının, sendikal hareketin ihtiyacıydı.

İşçi sınıfının önderlerinin ihtiyacıydı.

Tuğlanın üzerine tuğla konulamıyor, yeni haklar sağlanamıyordu epeydir.

Sorunlar büyüyor, çeşitleniyordu.

Dün olmasa bugün… Bugün değilse yarın. Başı belada olmayan sendika yoktu artık.

40 yıldır savunma savaşı veriyordu işçi sınıfı.

Fabrikasını korumaya çalışıyor, işini korumaya çalışıyor, sendikasını sakınıyor, elinden alınmaya çalışılan haklarını korumaya çalışıyor, yanındaki aynı işi yapan işçi ile sahip olduğu benzer hakları korumaya çalışıyor.

Çalışıyor, çalışıyor…

Durumu korumuş olmak bile başarı sayılır olmuştu epeydir.

Başka şeyler lazımdı artık.

Daha cevval sendikacılık, daha öngörülü, daha bilinçli, daha birbirine sarılan işçi sınıfı yaratmak lazımdı.

Hataları tekrarlamamak, belaların sebebini bilmek lazımdı artık.

Sorunları gelmeden görmek lazımdı.

Önceden görmek de yetmezdi. Doğru görmek, doğru okumak lazımdı.

Hazırlığı da zamanında ve doğru yapmak lazımdı.

Şu sektördeki işçi ile öteki sektördeki, şu sendika üyesi ile diğeri, şu fabrika ile öteki işletme benzer sorunları yaşıyordu artık.

Belalar her yerdeydi, sorunlar her köşede.

Eski köye yeni adet getirmek olmazdı belki, ama bu köy eskisi gibi değildi ve adetleri değiştirmek lazımdı artık.

-Örneğin, işçi sınıfının tarihine dair yalan yanlış bilgileri ayıklayıp gerçeğini sunan ciddi bir merkez lazımdı artık.

– Örneğin, 1Mayıs’ın ve 8 Mart’ın tarihçesi diye ortalıkta dolaşan, ciddi kurumların bile şatafatlı dokümanlar bastırarak yaydığı bilgilerin gerçek olmadığını sağlam verilerle açıklayacak, tarihçenin gerçeğini anlatacak bir merkez lazımdı artık.

-Örneğin, 25 yaş altı ve 50 yaş üzeri işçiler için belirli süreli sözleşme uygulanmak istediğinde, buna dair taslak Meclise gelmeden, kapıdaki tehlikeyi gören, doyurucu bilgilerle anlatan bir merkez lazımdı artık.

-Örneğin, kıdem tazminatını kaldırmak için aleni bir yasa çıkarmadan da esnek çalışma modellerini kullanarak kıdem tazminatını tümüyle ortadan kaldırmanın kurnazlığına karşı, sendikal hareketi donatacak bir merkez lazımdı.

-Ekonomideki dalgalanmaları ve olası getirileri zamanında ve doğru olarak okuyan, alınması gereken önlemleri işçi sınıfının önderlerine bilimsel ve anlaşılır olarak sunan bir merkez lazımdı.

-Yasalara, yönetmeliklere, imzalanmış haklara uzanması engellenen çalışma modellerine karşı, işçinin uzanabileceği yöntemler geliştiren bir merkez lazımdı.

– İşçi sınıfının tecrübesini birleştiren, tuğlaları üst üste koyan bir havuz lazımdı.

-Sendikaların örgütlenme uzmanlarına, her defasında aynı basit hataları yapmaktan kurtaracak başucu broşürleri lazımdı.

-Teknolojiyi, bilimsel keşifleri de kullanarak işçinin hızlıca eğitileceği yöntemler geliştirmek lazımdı.

-Ve hepsinden önemlisi, “sadece benim sendikam”, “benim konfederasyonum yararlansın” kıskançlığından arınmış, çalışmalarını sınıfın tamamına açan yüce gönüllü bir merkez lazımdı.

Tekgıda-İş Genel Başkanı Sayın Mustafa Türkel’in 22 Mart 2021 tarihinde “Bir hayal gerçekleşti, Sendikacılık Akademisi kuruldu” diye başlayan açıklamasını okuyunca, doğrusu ne kadar sevindiğimi anlatamam.

“Nihayet” dedim, “nihayet!..

“Tekgıda-İş, Türkiye sendikal tarihinde bir ilki gerçekleştiriyor” diyordu açıklama.

 “Sendikaların üyelerine yasal haklarının bilincine varması için doyurucu eğitimler” verecekti.

 “Dünyada ve Türkiye’de çalışma yaşamındaki, ekonomik ve toplumsal durumu” inceleyecekti.

“Hazırlayacağı raporları, hem sendikanın sosyal medya hesaplarından yayınlayacak, hem de kurumlara ve kişilere elektronik posta yoluyla veya basın açıklaması şeklinde” duyuracaktı.

Başkanlığını ODTÜ Öğretim Görevlisi Yıldırım Koç’un yapacağı çalışmalar için, alanlarında uzman çok sayıda değer bir araya geliyordu.

Tekgıda-İş’in kurduğu bu akademi, işçi sınıfının ve sendikal hareketin tamamına hizmet edecekti.

Sayın Türkel, umudunu şöyle özetliyordu;  “Umuyor ve diliyoruz ki, Akademimiz çalışma hayatında önemli bir ihtiyacı giderir ve işçi sınıfının hak mücadelesine önemli katkılar sağlar.”

Doğrusu Tekgıda-İş Sendikası, işçi sınıfı için tarihi önemde bir iş yaptı.

Türkiye’nin yüzde 70’inden fazlasını oluşturan işçi sınıfı için, on yıllardır hissedilen temel bir eksiklik gideriliyor.

Çalışmaların sadece Tekgıda-İş üyeleri için değil, bütün işçi sınıfının ihtiyacı için olacak olması tarihi değerde kıymetlidir.

Yine yerinde bir karar verilerek, işçi sınıfının yaşayan en büyük öğretmeni unvanını fazlasıyla hak eden ODTÜ Öğretim Görevlisi Yıldırım Koç’un, Akademinin başına getirilmesi isabetli olmuştur.

Yıldırım Koç’un Yunus Emre’ye benzeyen yüce gönlü, öngörüsü, 50’den fazla kitaba imzasını atmış birikimi ve makine hızındaki üretkenliğinin, değerli akademisyenlerin birikimleri ile birleşince, ortaya eşsiz eserlerin çıkacağına kuşkum yok.

Heyecanlandım doğrusu.

Böylesine büyük bir işe öderlik eden Tekgıda-İş Sendikasını, Sendikanın Yönetim Kurulunu ve Genel Başkan Sayın Mustafa Türkel’i yürekten kutluyorum.

Sayın Yıldırım Koç’a ve katkıda bulunacak olan bütün işçi sınıfı gönüllülerine yürekten başarılar diliyorum.

26 Mart 2021